Ticari Kazancın Vergilendirilmesi

Ticari kazanç, gerçek ve basit usulde olmak üzere iki şekilde vergilendirilmektedir. GVK’nın 47’inci maddesinde yazılı genel şartlar ile 48’inci maddesinde yazılı özel şartları topluca
taşıyanlar, “Basit Usulde”, bunların dışında kalanlar ise “Gerçek Usulde” vergilendirilmektedir. Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahiplerinin ticari kazançları kanunen
tutmak zorunda oldukları defterler bakımından, işletme hesabı esası veya bilanço esasına göre tespit edilmektedir

Aşağıda yazılı tüccarlar birinci sınıf tacir olup; bilanço esasına göre defter tutarlar,

● Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları veya satışları tutarları Vergi Usul Kanunu 177 nci maddesinde belirtilen miktarlardan fazla
olanlar (2020 yılı için yıllık alımlarda 280.000 TL veya yıllık satışlarda 390.000 TL, 2021 yılı için yıllık alımlarda 300.000 TL veya yıllık satışlarda 420.000 TL),

● Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı Vergi Usul Kanunu 177 nci maddesinde belirtilen miktarı aşanlar (2020 yılı için 140.000 TL, 2021 yılı
için 150.000 TL),

● Yukarıda yazılı işleri beraber yapanlardan iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı Vergi Usul Kanunu 177 nci maddesinde belirtilen miktarı aşanlar (2020 yılı için
280.000 TL, 2021 yılı için 300.000 TL),

● Her çeşit ticaret şirketleri,

● Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler,

● Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter tutanlar. Birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar ve işletme hesabına göre defter tutarlar.

Ticari kazançlar için (basit usulde vergilendirilenler dahil) yıl içinde hiçbir gelir elde edilmemiş veya zarar edilmiş olsa dahi yılık gelir vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmesi gerekmektedir.

Ankara BÖLGE İDARE MAHKEMESİ, 1. VERGİ DAVA DAİRESİ, E. 2017/140 K. 2017/876

Yukarıda yer alan kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, ticari kazanç hangi usulde tespit edilirse edilsin, ticari kazancın tespitinde temel ilke, yalın haliyle, bir hesap dönemi
içinde elde edilen hasılattan, giderlerin düşülmesi suretiyle elde edilecek tutarın ticari kazancı temsil edeceğidir. Davalı idarece, davacının taşınmaz alım satımları ticari faaliyet, buradan elde ettiği gelir de ticari kazanç kabul edildiğine göre, söz konusu faaliyetten elde ettiği kazancın da Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümlerine göre tespit edilmesi anılan Kanun hükümleri gereğidir. Olayda ise, Dairemizce verilen 02.03.2017 günlü ve E:2017/140 sayılı ara kararına cevap olarak gönderilen davalı İdarenin 31.03.2017 tarihli ve E.102685 sayılı yazısının ekinde yer alan (davacının) “2012 yılı gelir vergisi ve gelir geçici vergisi hesaplama tablosu”na göre, taşınmazların satış bedelleri toplamının 400.000-TL, alış bedelleri toplamının ise 402.000- TL olduğu, zira davacının bir taşınmazı 130.000-TL’ye alıp 100.000-TL bedelle zararına sattığı, bunun aksine ilişkin olarak davalı idarece herhangi bir iddia ileri sürülmediği, buna rağmen, davacının 2012 yılına ait ticari kazancının, bu yılda satmış olduğu taşınmazların toplam satış bedelinden toplam alış bedellerinin çıkarılması suretiyle hesaplanması gerekirken, mahkeme kararında yer alan, “tapu kaydındaki satış tutarları toplamından alış tutarları toplamı çıkarılmak suretiyle vergiye tabi matraha ulaşıldığı” yolundaki tespitin aksine, her bir taşınmazın alım ve satım bedelleri arasındaki farkın ayrı ayrı tespitinden sonra, yalnızca müspet fark saptanan satışların dikkate alındığı anlaşılmıştır.
Buna göre, yukarıda açıklandığı şekilde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümlerine aykırı şekilde hesaplanıp takdir komisyonunca takdir edilen matrah esas alınarak yapılan davaya konu tarh ve ceza kesme işlemlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Birliğimize hitaben gönderilen 28.08.2019 tarihli ve E.121077 sayılı yazıda; 2020 yılına ilişkin tüccar sınıfının (tutulacak defter türünün) belirlenmesi açısından 2019 yılı faaliyetlerine ilişkin iş hacminin, Vergi Usul Kanunu’nun 177 nci maddesine ilişkin olarak 1/1/2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mezkûr Kanunun mükerrer 414 üncü maddesi kapsamında yayımlanacak hadlerle kıyaslanması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; öteden beri işletme hesabı esasında defter tutmakta olan bir mükellefin 2020 yılında tutması gereken defterlerin tespitinde 2019 yılı alış, satış ve gayrisafi iş hasılatı tutarları 2020 yılı için yayımlanan 513 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
açıklanan ve 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olan hadler ile karşılaştırılarak karar verilmelidir.
Benzer şekilde öteden beri işletme hesabı esasında defter tutmakta olan bir mükellefin 2021 yılında tutması gereken defterlerin tespitinde 2020 yılı alış, satış ve gayrisafi iş hasılatı tutarları 2021 yılı için yayımlanan 522 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile açıklanan ve 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olan hadler ile karşılaştırılarak karar verilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir